bg

Yansımalar

Benim TEDx Serüvenim (TEDxAnkara Citadel “Muse”, 30.05.2016)
Prof. Dr. Pınar Aydın O’Dwyer, PhD.

1. Dönem: Bilgisizlik

TED’i ilk duyduğumda Bill Gates’in basında çokça yer alan konuşması gündemdeydi. Ben de TED’i onun sahip olduğu bir kuruluş olarak algılamıştım. Bu tip büyük kuruluşlar reklam yüzü olarak kendi CEO’larını kullanarak dolaylı yoldan reklam yapıyorlar, ya da buna doğrudan reklam denilebilir çünkü firmanın başındaki beyin vitrinde diye düşünmüştüm. Beyni beğenirsem firmanın ürettiği mala da güvenebilirim; bir çeşit CEO logosu, grafik sanatına ihtiyaç kalmadan tanıtım.

Ama sonra “internette şöyle bir konuşma dinledim, böyle bir sunum izledim, hayatım değişti” diyen insanları duymaya başladım. Bir çeşit “America Has Talent” show’u diye düşündüm. Hatta bir çeşit “zihin sirki” olduğunu, herkesin sırayla çıkıp marifetini sunduğu bir gösteri olduğunu ama yararının sınırlı olabileceğini, sadece eğlendirici olduğunu ve bana göre olmadığını düşündüm.

2. Dönem: Uzaktan ilgi

Kocamın akşamları bilgisayarında TED konuşmaları dinlediğini ve bazılarından çok etkilenip “ben de aynı böyle düşünüyorum” dediğini fark etmeye başladım. Özellikle eğitim alanındaki konuşmalar onun ilgisini çekiyordu ve ona kendisini yalnız hissetmeme, kilometrelerce uzaktaki akıllı insanlarla (onların haberi olmasa da) buluşma, yeni fikirler edinme ve kafasını çalıştırmak için bir uyarı alma imkânı veriyordu. Ama benim buna ihtiyacım yoktu, çünkü ben kendi ülkemde yaşadığım için hem mesleğim hem de hobilerim gereği her gün yeni sorular ve sorunlarla karşılaşıyordum zaten.

3. Dönem: Davet şaşkınlığı ve itirazlarım

Derken Meltem Kocamustafaoğulları beni arayarak TEDxAnkara Citadel Mayıs 2016 konferansı için benden bir konuşma istediklerini, küratör Berrin Benli ile beni tanıştırmayı arzu ettiğini söyledi. Böylece ilk buluşmamız gerçekleşti. Açıkçası o kadar çok satış amaçlı (doktorlar için site, doktorlar için TV programları, ilaç firmaları, vb.) şirketle görüşüyorum ki yine bu tür bir görüşme olacak diye düşündüm. Nasılsa karşıma bana uymayacak veya yapamayacağım bir öneri çıkacak diye düşündüm. Bu ilk görüşmede de öncelikle konuşma yapma önerisinin benim için reklam amacı içerip içermediğine odaklandım, içerseydi prensiplerime uymadığı için üzerinde düşünmezdim bile. İlk aşamalar o kadar hızlı geçti ki bir an kendimi doğrudan konuşmaya çıkmak üzereymiş ve hiçbir şey hazır değilmiş gibi hissettim, Berrin Benli’nin anlattıkları o kadar netti, ne aradığını biliyordu. Bu aşamada ikinci konu istenen konuşmanın benim beceri ve bilgi sınırlarımın içinde olup olmadığı idi. Kendimin sunulacak orijinal bir ürünü, eseri, fikri olmadığını anlattım. Benim konuşmam istendiğine göre konuşmamın dinlenmeğe değer bir içeriği olması gerektiğini, yoksa amaçlarını bozmuş olacağımı belirttim. Doğru kişi ve doğru içerikle doğru konuşma olmasının benim için önemli olduğunu söyledim, TEDx’in önemli olduğuna ikna olduğumu ama kendimin doğru insan olduğuma ikna olmadığımı ekleyip üzerinde düşünmek ve hazırlık yapmak için süre istedim. Konuşma yapmam ama gider dinlerim, nasıl olduğunu görürüm diye aklımdan geçirirken Meltem Kocamustafaoğulları vurucu cümleyi, kendimi nasıl gördüğümü ve nasıl görülmek istediğimi anlatan cümleyi söyledi ve ben TEDx’in kafası çalışan insanlardan oluştuğuna inandım. Bu da bana içinde, bir parçası olma arzusu verdi ama ben yapabilir miydim?

4. Dönem: Endişe dolu arayışlar

Bu çalışma dönemiydi, sepetimde ne var ne yoksa önüme döküp ayıklamaya başladım. Çıktıkça çıktı, gözlerime inanamadım. Ama bulduklarım gerçekten işe yarayacak şeyler mi diye düşünüp daha önce konuşma yapmış olanlarla konuştum ve birçok konuşma dinledim. Bazıları ilgimi çekmedi, gereksiz, anlamsız ve hata dolu buldum. Bazıları ise gözümü korkuttu. Hem de çok korkuttu, çıta çok yüksekti, hem gülünç olabilirdim, hem de tüm organizasyonu bozabilirdim. Hatta göstereceğim tablo slaytları telif sorunu çıkarabilirdi. Bu işe niye kalkıştım yol yakınken vazgeçeyim diye düşündüm.

5. Dönem: Kabulleniş ve ciddiye alarak yoğun çalışma

Bu ruh haliyle ikinci görüşmeyi yaptık. Bir sunum örneği gösterdim, çok beğendiler. Buna hem çok şaşırdım, hem hoşuma gitti hem de artık kaçamayacağımı anlamış oldum. Ancak bu beni iyice endişelendirdi, en başında neredeyse hafife aldığım TEDx organizasyonun benim için öneminin giderek artığını fark ettim. Bütün sanat kitaplarıma baştan göz gezdirdim, tüm slaytlarıma ve eski konuşmalarıma alıcı gözüyle yeniden baktım, herkese her ayrıntıyı danıştım, arada gittiğim Londra’da müzeleri bu bakış açısıyla gezdim, TED konuşmaları kitabını alıp okudum, konuşmamı yapıp bozdum, yapıp yeniden bozdum, uykumda kâbus görüp ter içinde uyandım, gündüzleri uyurgezer gibi dolaştım. Çünkü iş ciddiydi, işi ciddiye alan ve alınan bir organizasyonda yer almayı kabul etmiştim. Üstüne üstlük bu ciddi organizasyon yerel değil, küreseldi. TEDxAnkaraCitadel’in yüzünü kara çıkartmamalıydım onlar bana güvenmişler ve beni davet etmişlerdi. Aklımda Berrin Benli ve Meltem Kocamustafaoğulları’nın ilham verici yüzü dolaşıyordu.

6. Dönem: Saha gezisi

Saha araştırması yapmak için müzeye gittim, ne salon düzeni ne de pencereden gelebilecek olan aşırı ışık açısından bana çok elverişli gelmedi. Daha önceki aşamalarda defalarca görüşüne başvurduğum Berrin Benli’yi bir kez daha arayıp endişelerimi aktardım. Beni yine rahatlattı, o olmasa devam edemezdim.

7. Dönem: Diğer konuşmacılarla tanışma

Tanışma, lojistik ve prova için konferanstan bir gün önce müzede buluştuk. Diğer konuşmacılarla tanışmak çok hoş bir duyguydu ama konuşmalarının içerikleri hakkında programda yazılandan daha fazla bilgi edinmeyi başaramadım, daha çok kendimle ve kürsü, slayt göstericisi vs. ile ilgiliydim. Hatta bunlara takılmış durumdaydım. Konuşmamın en önemli unsuru slaytlarımı takip edebilmemdi. Hem aklımla yalnız kalabilmek ihtiyacındaydım, hem de benimle ilgilenilmesini istiyordum. Hem diğer konuşmaların içeriklerini anlayıp sunumumu onlara uyumlu şekle sokmak iyi olurdu, hem de kendi anlatacaklarıma yoğunlaşmalıydım. Bir ara Berrin Benli ile göz göze geldim, gözleri bana “ben buradayım, size güveniyorum, işler güzel gidecek” diyordu, rahatladım. Onca işinin arasında beni nasıl fark ettiğine şaşırdım. Daha fazla sorun çıkarmamaya özen göstermeye karar verdim.

Ancak kendi sorunlarımdan başımı kaldırınca etrafımda arı gibi çalışan bir ekibi fark edebildim. Kimi konuşmacılarla, kimi slayt sistemi ve ses sitemi ile kimi video çekim sistemi ile uğraşıyordu. Dar bir alan olmasına rağmen Uzak Doğudaki gibi kimse kimseye çarpmıyor, hiçbir gerginlik hissedilmiyordu. Bunu daha sonra kalabalık izleyici kitlesinin arasında da gözlemledim, içten gönüllülük işte böyle olmalı, diye düşündüm.

8. Dönem: Konferans günü

Her şey hızlıca başladı, uzun sürmeyen açış konuşmaları, yoga ve artık konulara giriş. Konuşmaları dinlerken kendi sunumumun onlara göre yerini ve amacını anladım. Aklımda bazı cümleler ve mesajlar netleşti, diğer konuşmacılar bana esin verdiler. Kendi konuşmamın ilk 1/3’ünde doğru duruş, bakış ve slaytları takip ediş konumumu bulmaya çalıştım. İkinci 1/3ünde dinleyicilerle buluşmuştum. Son bölümde ise kendimi kaptırıp süreyi aşmamaya ama bu arada vereceğim mesajı ıskalamamaya çalışmaktaydım. Bir an kendimi izlemeye başladığımı fark ettim ki bu en tehlikeli durumdur, işte o anda yine Berrin Benli ile göz göze geldim. Bana “bırakın doğallıkla aksın, suyun öbür tarafına bir kulaç kaldı, ben buradayım” der gibi gözleriyle elini uzatıyordu. İşte o anda kendimi keşfedilmiş, var olmuş hissettim. TEDxAnkaraCitadel konferansının esin perisi, kendi kendime esin verdirtmişti. Artık hep var ve artık farklı ben olacaktım, ben artık bir TEDx’çiydim.

9. Dönem: Anlatma ihtiyacı

Ertesi günden itibaren anlatma, durmadan anlatma moduna girdim. Bir yazı (http://sanattanyansimalar.com/yazarlar/pinar-aydin-o-dwyer/satranc-muzesi-sahnesinde-tedxsanati/1049/ erişim tarihi 04.06.2016), kesmedi bir tane daha yazdım (http://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/engelleri-yikan-iki-proje erişim tarihi 20/06/2016). Yazarken o konuların ne kadar isabetli seçildiğini anladım, insan dinlerken ne anladığını tam olarak anlamıyor, zaman geçtikten sonra her konuşma yerini buluyor. Küratör bu açıdan önemli, her ne kadar konuşmaların videoları sonradan birbirinden ayrı olarak izleniyorsa da konferans ortamında bulunmak parçaları bütünsellik içinde dinlemek farklı bir tat yaratıyor. Üstelik bir arada görülemeyecek birçok değerli konuşmacının yanında birçok değerli dinleyici ile de tanışmak olanağı oluyor. Biriyle tanışmak başka biriyle tanışmanın yolunu açabiliyor. Sonuçta TEDx konuşması bana keşfedilmişlik duygusu verdi. Ne zamandır sorguladığım “ben kimim ve ne işe yararım” sorusuna cevap bulmak için ipuçları sağladı. Daha da güzeli içinde saygı gördüğüm, üstün zekâ ve yüksek yaratıcılık bulduğum yeni bir çevre edindim.

Organizasyonun başarısı, zekice bir kürasyon ve estetik bir sahneleme ile candan gönüllü bir ekibe bağlı. Tümü bir araya geldiğinde konuşmacılarla diğer konuşmacılar ve izleyiciler arasında bir dizi kimyasal tepkime meydana geliyor, benim deneyimimde bu tepkimeler artarak sürüyor.

Bir çeşit bilim-kurgu filminin içinde yaşamak isteyen herkese gönülden tavsiye ederim.

PDF indir.